Günün Sözü
Sevincin bir acı yanı, acının da bir sevinçli yanı olmalıdır.Goethe
Tarihte Bugün
Takvimler 04 nisan tarihini gösterdiği zaman...1929 yılında, Yerli malı kullanımını teşvik amacıyla düzenlenen Yerli Mallar Haftası, ilk kez kutlandı.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır. |
Herkesin 'faşo'su kendine mi?
|
FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
|
Faşizm
karşıtı Alman gazeteci Nikolaus Brauns, Diyarbakır'da Kavgam satan
solcu kitapçıdan Türkeş'in eserlerini istemiş. Terslenince de, "O halde
niye Hitler'in kitabını satıyorsun?" diye çıkışmış
2005-04-02 (168 defa okundu)
HAKAN GÜLSEVEN (E-mektup | Arşivi) Hitler'in
Kavgam kitabının memleketimizde birden bire 'best-seller' olması hayli
tuhaf bir gelişme olarak tarihe geçti. Bu işe en çok da Almanlar
şaşırdı. Öyle ya, Türkiyeli göçmenleri Almanya'dan kovmayı en önemli
hedef olarak gören Neo-Nazi grupların ilham kaynağı Kavgam,
Almanya'dakinden çok daha fazla okuru Türkiye'de buluyordu. Geçtiğimiz
günlerde Nevroz sürecini izlemek üzere Diyarbakır ve çevresinde dolaşan
gazeteci ve tarihçi Dr. Nikolaus Brauns'la hem bu acayip durumu, hem de
Almanya'daki Neo-Nazi gelişimi konuştuk.
Almanya'da Nazizm hortladı diyebilir miyiz?
Pekâlâ diyebiliriz. Avrupa Birliği'nde son yıllarda uygulanan
iktisadi politikalar mutlak yoksullaşmaya, işsizliğin artmasına yol
açtı. Artık Almanya gençlere bir gelecek vaat edemiyor. Eskiden Naziler
daha ziyade törensel ve nostaljik bir durum arzediyordu; eylemleri
Rudolph Hess anmaları gibi toplantılar düzenlemekten ibaretti. Oysa
artık gençliğin sisteme olan tepkisini bir sokak hareketi biçiminde
örgütlemeye başladılar. İşsizliğe, sosyal kesintilere karşı sokağa
çıkıyorlar. Nazilerin gösterilerinde Che tişörtü giyen, Yahudi
karşıtlığı icabı Filistin bayrağı taşıyan gençlere rastlanabiliyor. Ama
ertesi gün bir dazlak çetesi pekâlâ Filistinlilere saldırabiliyor.
Nasıl yani?
Faşizmde mantık aramak beyhude bir çabadır. Bir gün Filistin
bayrağı taşıyanlar, ertesi gün Filistinlilere saldırabilir. Naziler,
gençliğin sisteme tepkisini ırkçılıkla birleştiriyor ve yabancıları
hedef gösteriyor. Faşist söylemi kullanan partiler de yoksullar ve
işsizlerden önemli miktarda oy alıyor. NPD (Ulusal Demokratik Parti)
geçtiğimiz yıl Saksonya eyaletinde yüzde 9.2 oy oranı elde ederek
eyalet parlamentosuna girerken (ki bu sosyal demokratların oy oranı
kadardı), Brandenburg'da da faşist DVU (Alman Halk Birliği) yüzde 6.1
oy aldı. Üstelik bu durum sadece Almanya ile sınırlı değil;
Avusturya'da Heider'e, Fransa'da Le Pen'e oy veren aynı kitle...
Peki bu aslında 'sol'un doğal kitlesi değil mi?
Zaten esas sorun da burada. Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller
iktidarda oldukları her yerde sosyal kesintileri onaylıyor. Biliyorum,
Türkiye'de Avrupa Birliği'ne ilişkin ciddi bir yanılsama var ama
söylemek zorundayım: AB süreci toplumsal eşitsizliği artıran, işsizliği
ve yoksullaşmayı genelleştiren bir süreç. Ve Naziler sosyal
demokratların yarattığı yanılsamayı kullanarak kendilerini bir
alternatif olarak gösteriyor. Dazlak çeteleri 'normal' vatandaşlar
arasında da epey sempati kazanmaya başladı; tedirginlik içindeki küçük
esnafın, işlerini veya işletmelerini yitirmekten korkanların ve
yabancıları krizin sorumlusu gibi görenlerin oluşturduğu 'orta sınıf'
içinde de giderek güç kazanıyorlar.
Naziler daha ziyade nasıl örgütleniyor?
Kendi alt kültürlerini yaratıyorlar. Etkin biçimde kullandıkları
müzik grupları var. Konserlerle mitingleri bütünleştiriyorlar. Gençlik
merkezleri ve diskolara kendi müziklerinin çalınması için baskı
yapıyorlar. İstisnalar bulunsa da, genel olarak oldukça 'hard' bir
müzik anlayışları var. Bu aslında gençlerin ruh halini tam olarak
yansıtan bir sertlik taşıyor. Sizdeki 'Mehmetçik' olarak tercüme
edilebilecek 'Landser' adlı faşist müzik grubu geçtiğimiz dönemde
mahkeme tarafından 'suç örgütü' olarak ilan edildi. Böylelikle Almanya
tarihinde ilk kez bir müzik grubu suç örgütü olarak tanımlanmış oldu.
Parçalarında Türklerin ve Yahudilerin öldürülmesi gerektiğinden söz
ediyorlar... Naziler arasında, askeri üniformalar, botlar gibi
militarizmi yansıtan aksesuvarların yaygın olması hiç tesadüf değil
yani. Bunun dışında bazı işaretleri de var. Mesela 'Heil Hitler' demek
Almanya'da yasak. Alfabenin sekizinci harfi 'H' olduğu için, 'Heil
Hitler' yerine 88 sayısını kullanmak gibi semboller geliştirmişler.
Ambleminde 'Nazi'nin 'N'si olduğunu düşündükleri için, askeri bot
giymedikleri vakit New Balance (NB) marka spor ayakkabı giyiyorlar...
Ama anlaşılan iş sadece törensel değil. Nazilerin yaygın
oldukları yerlerde cinayetlere varan şiddet eylemlerine giriştiğini
duyuyoruz...
Cinayet işlemeleri için yaygın olmaları gerekmiyor. Böyle pek çok
çete var ve fırsatını bulduklarında şiddete başvuruyorlar. Yaygın
oldukları yerleri ise 'kurtarılmış milli bölgeler' olarak
tanımlıyorlar. Saksonya'daki Dresden-Leipzig hattında ve özellikle de
yabancılarla ancak 1989 sonrası temasa geçen ve gençlerin anti-faşist
eğitim alamadığı eski Doğu Almanya'da böyle pek çok bölge oluştu.
Bu önlenemeyen bir yükseliş mi? Yani Naziler yakın gelecekte ciddi bir tehdit olabilir mi?
Almanya Nazilerle acı bir deneyim yaşadı. Nüfusun çoğu Nazi
demogojilerine inanmayacak kadar durumun farkında. Fakat Nazi
hareketinin gücü sokakları ele geçirmeye yönelmesinden geliyor. Bu
yüzden ancak sokakta durdurulabilir. Biz de bunun için elimizden geleni
yapıyoruz. Örneğin 2 Nisan'da (bugün) Münih'te Nazilerin büyük bir
mitingi var ve benim de aktif olarak yer aldığım anti-faşist ittifak bu
gösterinin hemen yakınında daha büyük bir miting düzenliyor. Nazilerin
geleneksel hedefi olan Yahudilere bugün göçmenler, özellikle de
Müslümanlar eklendi. Bu kesimleri ve işçileri birleştirerek bir set
oluşturmaya çalışıyoruz. Ama elbette bu birlik, Nazileri besleyen
işsizliğe ve sosyal hak gaspına da açıkça karşı koymalı.
Nazilerin 'kara liste'sinde
Dr. Nikolaus Brauns Almanya'nın önde gelen anti-faşist
eylemcilerinden. Neo-Naziler, Junge Welt ve Neues Deutschland
gazetelerinde yazan ve faşizm karşıtı mitinglere konuşmacı olarak
katılan Brauns'u 'kara liste'lerine alıp internette resimlerini
yayınlayarak hedef gösteriyor. İkinci dünya savaşı öncesi Nazizme karşı
direniş ve politik tutuklulara 'Kızıl Yardım' üzerine doktora tezi
veren Brauns'un bu konuda bir de kitabı bulunuyor. Brauns, aynı zamanda
sendika okullarında tarih ve politika dersi veriyor.
İşin sırrı komplo fetişizmi
Nikolaus Brauns Türkiye'deki politik gelişmeleri yakından izliyor. Kavgam'la ilgili yaşadığı enteresan deneyimi şöyle anlatıyor:
"Diyarbakır'da, sol kitaplar satan bir kitabevinin vitrininde
Kavgam'ı görünce çok şaşırdım. İçeri girip, 'Alparslan Türkeş'in
eserlerini arıyorum,' dedim. Kitapçı oldukça sert bir ifadeyle 'Biz
Türkeş satmıyoruz!' diye cevapladı. 'Hitler satmakta bir sakınca
görmüyorsunuz ama!' diye ben çıkıştım bu sefer. Şaşırdı, bu tepkiyi
beklemiyordu. Talep olduğunu söyledi. Aynı kitabevi, 'Kürt düşmanı'
olduğu gerekçesiyle Yalçın Küçük'ün de kitaplarını satmıyordu!..
Ancak bana kalırsa, Türkiye'de Kavgam'ın çok satması
milliyetçilikle açıklanamaz. Evet, Mersin'de iki çocuk bayrağı yere
çaldı diye çılgınca bir tepki verecek kadar güçlü bir milliyetçiliğin
olduğu aşikâr. Ama Kavgam esas olarak bir 'komplo' kitabıdır. Bütün
kötülüklerin bir Yahudi komplosu sonucu açığa çıktığı savından hareket
eder. Türkiye'de ise komplo teorileri aşırı bir iltifat görüyor. Benzer
biçimde Yalçın Küçük de 'Sabetaycılık' masalları anlatıyor ve çok
satıyor.
Tarihte benzer örnekler var. Örneğin Sion Protokolü'nün zamanında
Çarlık gizli servisi tarafından yazdırıldığı daha sonra ortaya çıktı.
Sosyalist hareket içinde pek çok Yahudi yer alıyordu ve Çarlık Yahudi
düşmanlığını yayarak sol harekete darbe vurmak istemişti.
Türkiye'de 'komplo' arayacaksak başka yerlere bakmak lazım.
Ülkedeki yoksulluğun kökeninde ABD ve AB ülkelerinin sömürü paylarını
koruma ve geliştirme eğilimi var. 'Batı'dan dayatılan iktisadi ve
siyasi planları uygulayan hükümetin toptan Sabetaycı olduğuna inanacak
kadar delirmemişsek, iktisadi ve siyasi gerçekleri tartışmak daha
anlamlıdır." |
| Bu haber için okuyucularımızın yorumları |
| Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
Sömürü (Yazan: selim kınay)
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 2 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 10 |
'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
|
 |
 |
 |
Sanal Alem'den...
ÖZLÜ SÖZ #532
"Kocam cumaya gidiyor ama zina da yapıyor. Arkadaşı kandırdı. Kendisine
neden böyle yapıyorsun, dediğimde, 'Evli erkek için günah değilmiş'
diyor. Doğru mu?" Müftülüğün 'Alo Fetva' adıyla bilinen hattına gelen telefonlardan biri...
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|